Isparta Şehir Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Hakan SALMAN Çölyak Hastalığı ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.
Çölyak Hastalığı, genetik yatkınlığı olan bireylerde gluten tüketimi sonrası gelişen bir hastalıktır.
Hastalık özellikle ince bağırsağın başlangıç kısmında hasara yol açar.
Gluten; buğday, arpa ve çavdarda bulunan protein grubudur.
Çocuklarda çölyak hastalığının görülme sıklığı dünya genelinde yaklaşık %1 civarındadır.
Türkiye’de yapılan çalışmalarda da prevalansın yaklaşık %0.5–1 arasında olduğu bildirilmiştir.
Hastalık kız çocuklarında erkeklere göre biraz daha sık görülür.
Birinci derece akrabalarında çölyak bulunan çocuklarda risk belirgin artmıştır.
Tip 1 Diyabet olan çocuklarda çölyak sıklığı toplumdan daha yüksektir.
Ayrıca otoimmün tiroid hastalıkları ile birliktelik görülebilir.
Down Sendromu olan çocuklarda çölyak riski artmıştır.
Hastalık her yaşta ortaya çıkabilse de çoğu çocukta gluten başlanmasından sonraki yıllarda belirti verir.
Klasik çölyak hastalığında uzun süreli ishal önemli bir bulgudur.
Karında şişlik ve distansiyon sık görülür.
İştahsızlık ve kilo alamama dikkat çekici olabilir.
Boy uzamasında yavaşlama çocuk gastroenteroloji başvurularının önemli nedenlerinden biridir.
Bazı çocuklarda tekrarlayan karın ağrısı ön planda olabilir.
Kusma ve reflü benzeri yakınmalar görülebilir.
Demir eksikliği anemisi bazen tek bulgu olabilir.
Nedeni açıklanamayan kısa boyda çölyak mutlaka düşünülmelidir.
Ergenlerde halsizlik ve okul başarısında düşme görülebilir.
Kabızlık da çölyak hastalarında görülebilen atipik bir bulgudur.
Diş minesinde bozukluklar gelişebilir.
Tekrarlayan aftöz ağız yaraları görülebilir.
Bazı çocuklarda karaciğer enzim yüksekliği tek bulgu olarak saptanabilir.
Tanıda en sık kullanılan test kanda bakılan doku transglutaminaz IgA antikorudur.
Total IgA düzeyi de birlikte değerlendirilmelidir.
IgA eksikliği olan çocuklarda IgG bazlı testler tercih edilir.
Tanıda gerektiğinde üst gastrointestinal sistem endoskopisi ve duodenal biyopsi yapılır.
Biyopside villus atrofisi ve kript hiperplazisi tipiktir.
Erken tanı konulmayan hastalarda büyüme geriliği kalıcı hale gelebilir.
Uzun dönemde kemik mineral yoğunluğunda azalma gelişebilir.
Kemik erimesi riski erişkin yaşlarda artabilir.
Tedavi edilmemiş olgularda ergenlik gecikmesi görülebilir.
Nadir olarak kısırlık ile ilişkisi bildirilmektedir.
Çocuklarda temel tedavi ömür boyu glutensiz diyettir.
Glutensiz diyette buğday, arpa ve çavdar tamamen diyetten çıkarılır.
Pirinç, mısır ve karabuğday gibi gıdalar genellikle güvenlidir.
Diyet tedavisine uyum gösteren çocuklarda bağırsak mukozası çoğunlukla düzelir.
Düzenli çocuk gastroenteroloji izlemi, büyüme takibi ve serolojik kontrol tedavinin önemli parçalarıdır.